Bayram Fm

Yunus Aleyhisselam ( Peygamberler Tarihi )

Yunus Aleyhisselam ( Peygamberler Tarihi )
65 views
26 Haziran 2020 - 11:26

Yunus Aleyhisselam ( Peygamberler Tarihi )

Yüce Kitabımız Kuran’ı Kerim de:
“Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.” (Saffat Suresi 139)
“Biz onu (Yunus’u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik.” (Saffat Suresi147)
“Fakat o vakit iman edip de imanları kendilerine fayda vermiş bir kasaba olsaydı? Ancak Yunus’un kavmi
iman ettikleri vakit, dünya hayatında o rezillik azabını

üzerlerinden kaldırmış ve bir süre onları rahata kavuş-
turmuştuk.” (Yunus Suresi 98)
Musul yakınlarındaki Nineve (Ninova) ahâlisine gönderilen peygamber. Babası Metâ adında bir zât olup
sâlih kimselerdendi. Yûnus aleyhisselâm kendisine
balık yuttuğu için Zinnûn ve Sâhib-i Hût adlarıyla da
anılmıştır. Yûnus aleyhisselâm, Asûr Devletinin baş-
şehri ve önemli bir ticâret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu. Babası Metâ ve annesi, Allahü teâlâ
duâ edip, kendilerine bir erkek evlâd ihsân etmesini
dilediler. Cenâb-ı hak onlara Yûnus’u ihsân etti.
Ancak Yûnus aleyhisselâm ana rahmindeyken babası vefât etti. Annesi onun doğum ve çocukluğu
sırasında birçok hârikulâde, olağanüstü haller gördü.
Yûnus aleyhisselâm Nineve’de büyüdü, kavmi içinde
emin, yalan söylemeyen, yardım seven bir kişi olarak
meşhur oldu. Otuz yaşına gelince Nineve ahâlisine
peygamber olarak gönderildi.
Putlara tapan Nineve halkını senelerce Allahü teâlâya
imân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Kavmi ona imân
etmedikleri gibi birçok ezâ ve cefâda bulundular.
Onunla alay ettiler. Fakat Yûnus aleyhisselâm yılmadan ve ümitsizliğe kapılmadan onları hak dine dâvet
etti. Allahü teâlânın azâbıyla korkuttu.
Fakat Nineve halkı, ‘’Tek bir kişinin hatırı için azap inip
herkesi yok edecekse müsâde et bu azap gelsin.’’
deyip alay ettiler. Yûnus aleyhisselâm kavminin kü-

fürde isrâr etmesine üzülüp onların arasından ayrıldı. Allahü teâlâ ona vahyedip; ‘’Kullarımın arasından
ayrılmakta acele ettin. Geri dön, kırk gün daha onları
imâna çağır.’’ buyurdu.
Yûnus aleyhisselâm bu ilâhi emir üzerine kavmine döndü ve onları hak dine dâvete devâm etti.
Otuz yedi gün aralarında kaldı. Kavmi yine inanmadı. Bunun üzerine Yûnus aleyhisselâm ‘’O hâlde üç
güne kadar başınıza gelecek azâbı bekleyin. Bunun
alâmeti önce benizleriniz sararacaktır.’’ buyurdu. ve
ilâhi bir emir gelmeden üzüntüyle aralarından ayrıldı.
Yûnus aleyhisselâmın haber verdiği gün gelince Ninevililerin benizleri sarardı. Gökyüzü karardı. Şehri simsiyah bir duman kapladı. Herkesi korku ve telâş sardı.
Feryad ve figâna başladılar. ‘’Yûnus aleyhisselâm
aramızda ise korkmayın, eğer gitmişse azâb bizi
helâk edecektir.’’diye söyleştiler.
O zaman Allahü teâlâ kalblerine pişmanlık hissini
verdi.Onlar tövbe etmek arzusu ile yaşlı sâlih bir zâta
geldiler ve ne yapmaları gerektiğini sordular. O zât
da henüz azâbın gelmesine iki gün olduğunu ve
tövbe etmelerini ve azâbı kaldırması için duâ etmelerini tavsiye etti. Bunun üzerine Nineve halkı şehrin
yakınındaki bir yüksek tepeye çıkıp Allahü teâlâya ve
o’nun peygamberi Yûnus aleyhisselâma imân ettiler. Allahü teâlâya duâ edip azâbı kaldırmasını niyaz
ettiler. O zamana kadar yaptıkları her türlü kötülük ve

haksızlığa da tövbe ettiler. Hattâ öyle oldu ki, evlerindeki başkasına âit olan taşları söküp sâhiplerine
iâde ettiler. Bunun üzerine Allahü teâlâ tövbelerini
kabul edip, azâbı üzerlerinden kaldırdı. Duânın yapıldığı gün Cumâ olup, Aşûre günüydü. Sonra sevinç içinde şehre dönen Nineve halkı şehirde Yûnus
aleyhisselâmı aramaya başladılar.
Yûnus aleyhisselâm da ayrılışından bir müddet sonra kavminin hallerini öğrenmek için Nineve’ye yakın
bir yere geldiğinde azâbın rahmete tebdil olduğunu gördü. Fakat şehre girmedi. ‘’Eğer şehre girersem
beni yalancılıkla ithâm ederler.’’ diyerek sahra (çöl)
tarafına yöneldi ve oradan uzaklaştı ve Dicle Nehri
kenarına vardı. Fakat buraya Allahü teâlâdan emir
almadan gelmişti.
Dicle Nehri kenarındayken yolcularla dolu olan bir
gemiye bindi. Gemi hareket edip kıyıdan uzaklaştı.
Gemi bir müddet seyrettikten sonra durdu ve kımıldamaz oldu. Gemidekiler şaşırıp kaldılar. Ne kadar
çalıştılarsa da gemiyi bir türlü yürütemediler. Sonra
da;
“Aramızda bulunan bir suçlu yüzünden gemi yürü-
müyor.’’ diye aralarında söylendiler. Geminin batacağından endişe edip paniğe kapıldılar.
Durumu uğursuzluk kabul edip:
“Burada efendisinden kaçan bir kul vardır. Kur’a atalım o meydana çıkar!’’ diye söyleştiler.

O zamâna kadar âdetleri kur’a kime isâbet ederse onu cezâ olarak denize atmaktı. Âdetleri gere-
ği kur’a çektiler. Kur’a Yûnus aleyhisselâma çıktı. O
zaman Yûnus aleyhisselâm bunun kendisi hakkında
ilâhi bir imtihan olduğunu kabul edip tevekkülle;
“O âsi kul benim!’’ dedi. Gemidekiler Yûnus
aleyhisselâma bakıp sâlih bir kimse olduğunu anlayıp;
“Bu zât köleye benzemiyor!’’ diyerek yeniden kur’a
çektiler. Kur’a yine hazret-i Yûnus’a isâbet etti. Üçüncü defâ çekilen kur’a da Yûnus aleyhisselâma isâbet
etti. Bâzıları;
“Şüphesiz bu kişinin suçu olmalı!’’ dediler. Yûnus
aleyhisselâm yolcuları Allahü teâlâya imân etmeye
dâvet etti. Fakat gemidekiler Yûnus aleyhisselâmı denize attılar. O an gece vaktiydi. Yûnus aleyhisselâmı
bir balık yuttu. O zaman cenâb-ı hak balığa emredip onu yaralamamasını, kemiklerini kırmamasını bildirdi. Balıkbu hal üzere hazret-i Yûnus’u alıp denizin
derinliklerindekayboldu. Yûnus aleyhisselâm balığın
karnında sağ, aklı başında ve şuûru yerindeydi. Balı-
ğın karanlık vücûdunda çok üzgün bir halde:
“Yâ Rabbi! Emir ve hüküm senindir. Fakat Nineve’ye
dönmeye ve kavmimi imânlı bir şekilde görmeye
ümidim sonsuzdur. Bütün bunlara rağmen senin takdirin ne ise ona râzıyım.’’ dedi. O sırada bâzı sesler
işitti. ‘’Bu nedir acabâ?’’ diye söylendi.

Allahü teâlâ ona balık karnında olduğunu vahyederek: ‘’Ey Yûnus! Bu sesler beni denizde zikreden canlıların sesleridir!’’ buyurdu. Yûnus aleyhisselâm balığın
karnında dahi her zaman zikre devam ediyordu.
Melekler onun sesini işitip Allahü teâlâya arz ettiler.
Allahü teâlâ; ‘’Bu kulum Yûnus’un sesidir. Bir hâli sebebiyle onu denizde bir balığın karnında hapsettim.’’ buyurdu.
Yûnus aleyhisselâm ‘’Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke inni
küntü minezzâlimin (senden başka hiç bir ilâh yoktur.
Seni bütün nşksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten
ben haksızlık edenlerden oldum.’’) (Enbiyâ sûresi 87)
duâsına devâm etti.
Bu duâsı ve tesbihi onun kurtuluşuna sebep oldu. Balığınkarnında üç, yedi veya kırk gün kaldıktan sonra
kurtuluşa erdi. Yûnus aleyhisselâm balığın karnından
Muharrem ayının onuncu (Âşure) günü çıktı. Balık
onu çıkarıp sâhile bıraktığında; Yûnus aleyhisselâm
zayıflamış, bitkin, hasta bir durumda ve himâyeye
muhtâçtı. Cenâb-ı Hak ihsânıyla orada hazret-i
Yûnus’u güneşin yakıcı sıcağından gölgelendirerek
geniş yapraklı, çabuk büyüyüp yükselen bir ağaç
veya bitki bitirdi. Bu ağaç sinek ve haşerâtın zararını
da önlemekteydi. Cenâb-ı Hak bir rivâyette o bitkiden hazret-i Yûnus’a süt damlattı. Diğer bir rivâyette
dağ keçisini emrine verdi.
İyice kuvvetleninceye kadar o dağ keçisi sa

bah akşam gelip hazret-i Yûnus’u emzirdi. Yûnus
aleyhisselâm kendine gelince Allahü teâlâya şükredip ibâdete başladı. Birgün kendisine gölge veren
ağacın kuruduğunu görüp üzüldü. Allahü teâlâ ona
vahy edip kavmine dönmesini emir buyurdu ve kavminin tövbelerini kabûl ettiğini bildirmesini emretti.
Yûnus aleyhisselâm kavmine gitmek üzere yola çı-
kıp, Nineve şehri yakınlarına gelince gördüğü bir çobana kavminin durumunu sordu.
Çoban da;
‘’Peygamberleri olan Yûnus aleyhisselâm onlara darılıp gittiğinden kendi başlarına kaldı. Cenâb-ı Hak
onlara azâb gönderdi. Azâb bulutları başları üzerinde üç gün üç gece durdu. Fakat onlar bin bir piş-
manlık içinde kaldılar. Yûnus aleyhisselâmı aramalarına rağmen bir yerde bulamadılar. Netice de Allahü teâlâ onları bağışladı. Üzerlerinden azâbı kaldırdı.
Şimdi yolları gözetip kendilerine emir ve yasakları öğ-
retecek Yûnus aleyhisselâmın gelmesini bekliyorlar.’’
dedi.
Yûnus aleyhisselâm kendisinin bekledikleri kimse
olduğunu ve gidip onlara haber vermesini istedi.
Çoban Nineve’ye gidip Yûnus aleyhisselâmın geldiğini haber verdi. İlk anda Yûnus aleyhisselâmın
geldiğine inanmayan Nineve halkı ağacın ve koyunun dile gelip, konuşması neticesinde inandı-
lar. Yûnus aleyhisselâmın bulunduğu tarafa gittiler.

Yûnus aleyhisselâmı namaz kılarken buldular. Namazdan sonra onu hasretle kucaklayıp özür dilediler. Berâberce şehre döndüler. Bundan sonra Yûnus
aleyhisselâm onlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Kavmi mesut ve iyilik üzere oldular. Yûnus
aleyhisselâm seksen üç yaşında ibâdet hâlindeyken
Nineve’de vefât etti. Vefât ettiğiyer hakkında başka
rivâyetler de vardır.

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin

        Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.