Bayram Fm

İsa Aleyhisselam ( Peygamberler Tarihi )

İsa Aleyhisselam ( Peygamberler Tarihi )
77 views
26 Haziran 2020 - 11:27

İsa Aleyhisselam ( Peygamberler Tarihi )

Yüce Allah, Kur’anda buyuruyor ki:
“İmran’ın karısı demişti ki: “Ya Rabbi, karnımda taşı-
dığımı yalnızca senin hizmetine adadım. Adadığımı
kabul buyur. İşiten ve bilen sensin.” (Al-i İmran, 34)
Din bilginleri derler ki: Hz. Meryem’in annesi Hanne, İmran’ın karısı Fakuza’nın kızıydı. Hz. Meryem de
İmran’ın kızıdır ve İmran da Mâsan’ın oğludur. Mâsan
da Hz. Süleyman’ın oğullarındandır.
Hanne, Hz. Meryem’e gebe kalınca: “Karnımdaki
çocuğu Beytül Mukaddes’in hizmetine adadım. Onu
hiç bir dünya işiyle meşgul etmeyeceğim. Daima
mihrabında sana yönelip ibadet etsin” diye adakta
bulundu.
Nihayet bir kız çocuğu oldu ve adını da Meryem koydular. Meryem, Allah’a kulluk edici demektir. Hanne
Hz. Meryem’i kundağa sardı ve götürüp Beytül Mukaddeshücresine koydu. Kudüs’ün ileri gelenleri bir
yerde toplanıp, her biri:
“Onun ihtiyaçlarını ve terbiye işini ben üzerime almak

istiyorum” dedi.
Zekeriyya (a.s)
“Ben bu hususta hepinizden ileriyim. Çünkü benim
karım, onun teyzesidir. Bu itibarla bu, benim hakkımdır, “dedi.
Sonunda kur’a çekmeye karar verdiler. O zaman da
kur’a şöyle çekildi. Suya birer kalem bırakırlardı. Hangisinin kalemi suya batmazsa, o kazanmış olurdu.
Böylece o adamlarla Zekeriyya (a.s) “Ayn-ı Şirvan”a
gittiler. Orada kalemlerini ırmağa bıraktılar. Hepsinin
kalemi suya battı. Zekeriyya (a.s)’nın kalemi batmadı. Böylece Zekeriyya (a.s)’nın haklı olduğu anlaşıldı
ve bu iş ona verildi.
Yüce Allah, Kur’an’da buyurur ki:
“Allah, onu güzel bir kabul ile karşıladı. Onu güzelce yetiştirdi. Zekeriyya’yı ona kefil kıldı. Ve Zekeriyya,
Meryem’in bulunduğu mihraba girerdi.” (Ali İmran;
37)
Bu hak, Zekeriyya (a.s)’da kalınca, Zekeriyya (a.s)
onunla ilgilenmeye başladı. Ona son derece itina
ile bakardı.Yüce Allah da ona cennetten yemişler
gönderirdi.
Bir gün Cebrail (a.s) gelip:
“Ya Meryem! Yüce Rabbine çok ibadet et. İbadet
ederken ayakta çok dur. Namazları uzun kıl” dedi.

Hz. Meryem, Cebrail (a.s)’den bu emri aldıktan sonra geceleri ibadet ederken, ayakta uzun uzun dururdu ki, nerdeyse hasta olacaktı.
Din bilginleri derler ki:
Bir gün Cebrail (a.s) Hz. Meryem’in yanına gelip, ona:
“Yüce Allah seni tertemiz eyledi. Sen babasız olarak
bir çocuk doğuracaksın… Yüce Rabbin sana bir oğ-
lan çocuk müjdeliyor. Onun adı da İsa’dır. O, dünyada ve ahirette azizdir. O, beşikte konuşcaktır” dedi
ve Hz. Meryem’in yanından ayrılıp gitti. Ondan sonra
bir gün Hz. Meryem ay başı hali gördü. Aybaşı hali
geçtikten sonra da doğu tarafına yönelip bir yerde
boy abdesti aldı. Hz. Meryem, o zaman doğu tarafına yöneldiği içindir ki Hristiyanlar doğu tarafını kıble
ettiler. Hz. Meryem yıkanırken Cebrail (a.s) nurlu bir
yüzle ve latif bir güzel oğlan şeklinde Hz. Meryem’e
göründü. Hz. Meryem onu uzaktan görünce korktu
ve:
“Ben Yüce Rabbime sığınırım” dedi.
Cebrail (a.s):
“Ben Yüce Allah’ın elçisiyim. O’nun katından geliyorum.Yüce Rabbin sana bir erkek çocuk bağışladı”
dedi.
Hz. Meryem:
“Ben Yüce Allah’a ibadet eden iffet ve namus sahibi

bir kimseyim. Ben zina etmedim. Kimsenin eli bana
dokunmadı. Ben nasıl çocuk doğurabilirim?” dedi.
Cebrail (a.s):
“Doğru söylüyorsun. Ancak Yüce Allah: “Ona bir erkek
çocuk vermek benim için kolay bir iştir. Ben ondan
doğacak çocuğu insanlara ibret ve rahmet edece-
ğim” diye buyuruyor” dedi.
Din bilginleri derler ki:
“Böylece Hz. Meryem, Cebrail’in nefhi (üfürmesi) ile
gebe kaldı ve doğum zamanı yaklaştıkça da kaldığı
yerden uzaklaştı, kaçtı ve Hz. İsa’yı orta kış ayının evvelinde dünyaya getirdi. “
Hz. Meryem doğururken kuru bir ağaca dayanıp:
“Keşke ben daha önce ölüp unutsaydım da başıma
bu hal gelmeseydi” dedi.
Hz. İsa dünyaya gelince henüz anasının ayağı altındayken konuşmaya başlayıp:
“Ben Allah’ın kuluyum. Benim için kaygı etme. Ben
Allah’ın peygamberiyim. Bu kuru ağacı salla, ondan
taze hurmalar bitip üstüne dökülsün” dedi.
Hz. Meryem:
“Ben, halka bir şey söylemeyip yalnız işaret edece-
ğim! “ diye adakta bulundu.

Sonra Hz. Meryem, çocuğunu alıp kavmine geldi.
Kavmionun çocuk doğurduğunu görünce:
“Ey Meryem! Bu babasız çocuğu nereden getirdin?”
dediler.
Hz. Meryem:
“Bana sormayın, çocuğa sorun!” diye işaret etti. Onlar da: “Henüz beşikte bulunan bir çocuğa nasıl soralım? Ona ne diyebiliriz? “ dediler.
O zaman Hz. İsa Allah’ın bir mucizesi olarak konuş-
maya başladı:
“Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. O bana kitab verdi
ve beni bir peygamber yaptı.Beni, nerede olursam
olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.
Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar
yapmadı.Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir.”
İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip
durdukları Meryemoğlu İsa’ya dair Allah’ın sözü budur.
Çocuk edinmek asla Allah’ın şanına yakışmaz. O
bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse,
ona sadece “ol” der, o da oluverir.
“Şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz
Allah’tır. O halde ona ibadet edin, işte dosdoğru yol

budur.” (Meryem Suresi 30–36)
İsa (a.s)’in babasız olarak mucizevî bir şekilde do-
ğuşu, Allah’ın dilemesinden ibaretti. Hatta Allah katında, oluş itibariyle Adem (a.s) ile İsa (a.s) arasında
fark yoktu. Nitekim ayet-i kerimede, durum şu şekilde
izah edilir:
“Gerçekten İsa’nın babasız dünyaya geliş hâli de Allah katında Adem’in hâli gibidir. Allah, Âdem’i topraktan yarattı, sonra da ona ol dedi; o da hemen
(insan) oluverdi” (Âli imrân, 3/59).
İsa (a.s) otuz yaşında iken peygamberlik görevi aldığında, hemen israiloğullarına durumu bildirdi. İsa
(a.s)’nın çagrısına kulak tıkayan ve ellerindeki Tevrat’ı
tahrif edip pek çok değişiklikler yapan israiloğulları,
Hz. İsa (a.s)’a inanmadılar. Ayrıca Allah, Hz. İsa’nın
risâletini destekleyen mucizelerde gösteriyordu.
Kur’an-ı Kerim’de zikri geçen mucizeleri şunlardır:
İsa (a.s) nın, çamurdan kuş biçiminde bir heykel
yapması ve onu üfleyince kuş olup uçması, ölüleri
diriltmesi; anadan doğma körleri ve alaca hastalığı-
na tutulmuş olanları tedavi etmesi; gökten sofra indirmesi; Havarîlerin ve diğer arkadaşlarının evlerinde
ne yediklerini ve neler sakladıklarını söyleyerek gaybdan haber vermesi…
İsrailoğulları, İsa (a.s.)’i ve ona tâbi olanları durdurmak için pek çok yol denediler; sonunda Hz. İsa’yı
öldürmeğe karar verdiler.

Ancak Allah, onların planlarını etkisiz hâle getirdi. Yahudiler, İsa (a.s.)’a benzeyen birini yakalayıp astılar
ve “Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” dediler (Nisâ,
4/157).
Öte yandan Kur’anı Kerîm, asıl durumu su şekilde
açıklar: “Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. Ayrılığa
düştükleri şeyde, doğrusu şüphededirler. Onların bu
öldürme olayına ait bir bilgileri yoktur. Ancak kuru bir
zan peşindedirler. Kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah güçlüdür,
hâkimdir” (Nisâ, 4/157-158).
İsa (a.s) ayette de belirtildiği gibi, öldürülmeden
göğe yükseltilmiştir. Mezarı dünyada değildir. Ayrıca
Mi’rac’da, peygamberimiz kendisini görmüştür. Hz.
İsa, göğe yükselmeden önce, havârîlerine ve tüm insanlığa şu müjdeyi vermişti: “Ey israiloğulları! Doğrusu
ben, benden önce gelmiş olan, Tevrat’ı doğrulayan
ve benden sonra gelecek ve adı Ahmed olacak bir
peygamberi müjdeleyen Allah’ın size gönderilmiş bir
peygamberiyim” (Saf, 61/6).
Hz. İsa (a.s) göğe çekildiği sıralarda kendisine inananların sayısı çok azdı. Daha sonra bir ara Hz.
İsa’nın getirdiği inancı kabul edenler çoğaldı ise de,
sonunda Hıristiyanlar da israiloğulları gibi yoldan çıktı
ve pek çok yanlışlıklara saptılar. Bugün, Hıristiyanların
sahip oldukları teslis inancı, İsa (a.s)’nın göğe yüksel

tilmesinden hemen sonra ortaya çıkmıştır. İsa (a.s)’in
annesi Hz. Meryem Hz. İsa’nın göğe çekilmesinden
sonra altı sene kadar daha yaşamış ve ölmüştür.
Hz. İsa (a.s)’a dört büyük ilâhi kitaptan biri olan İncil
verilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’de İncil’in Hz. İsa’ya verilişi ile
ilgili şu bilgiler vardı:
“Arkalarından da izlerince Meryem oğlu İsa’yı Tevrat’ın
bir tasdikçisi olarak gönderdik; ona da bir hidâyet, bir
nur bulunan İncil’i, ondan evvelki Tevrat’ın bir tasdik-
çisi ve sakınanlara bir hidâyet ve öğüt olmak üzere
verdik” (Mâide, 5/11).
Ancak bu İncil de Tevrat gibi tahrifata uğramıştır.
Bununla birlikte Allah Teâlâ tarafindan son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s)’e indirilen Kur’an-ı Kerîm,
Zebur, Tevrat ve İncil’in hükümlerini ve geçerliliklerini
ortadan kaldırmıştır. Hz. İsâ İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre cisim ve ruhuyla göğe yükseltilmiştir. Kı-
yamet vaktine yakın yeryüzüne inecek, haçı kıracak,
domuzu öldürecek ve İslâm şeriatiyla hükmedecektir. Hz. İsa bedeniyle göğe yükseltildiğinden, Kur’an-ı
Kerim’de bildirilen “Ölümden evvel” (en-Nisa, 4/159)
Ve “Öleceğim güne ve diri olarak ba’ş edileceğim
güne” (et-Tevbe, 9/34) mealindeki ayetler Hz. İsa’nın
nüzûlünden sonraki ölümünü anlatır.
Hz. İsa gökten Arz-i Mukaddes’e inecek, elinde bir
Kargı olacak; Afik denilen bir yerde ortaya çıkacak
ve Kargı ile Deccâl’i öldürecek ve sabah namazın

da Kudüs’e gelecektir.
İmam kendi yerini ona vermek isteyecek fakat o
imâm’ın gerisinde Hz. Peygamber (s.a.s)’in şeriatına
uygun olarak namazını kılacaktır. Sonra domuzu öldürecek ve haçı kıracak, sinagoglar ve kiliseleri yıkacak ve kendisine iman etmeyen bütün Hıristiyanlarla
savaşacaktır.
Hz. İsa nüzûlünden sonra kırk sene daha yaşayacak,
öldüğünde Müslümanlar namazını kılacak ve İslâm
dinine uygun olarak gömülecektir.

EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin

        Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.