Bayram Fm

Besmelenin Fazileti ( Besmelenin Sırları )

Besmelenin Fazileti ( Besmelenin Sırları )
118 views
25 Haziran 2020 - 14:34

Besmelenin Fazileti ( Besmelenin Sırları )

“Bismillâhirrahmânirrahîm” bütün hayırlı işlerin başı
ve arşıdır. Bu isme dayanan, sırtını bu isme veren aziz
ve bahtiyar olur. Bu sözü kendine şiar edinen, bu sö-
zün şemsiyesi altına girerek hareket eden iki cihanda
da mutlu olacaktır. Kâinata meydan okuyabilir. Zira bu
isim sihirli bir anahtar gibi her kapıyı açar.
Besmele öyle bitmez tükenmez bir hazinedir ki sahibini aziz kılar. Bunun içindir ki Efendimiz (s.a.v), müminleri her önemli işe başlarken besmele çekmeye teşvik
etmiştir. Bu husus, besmeleyi Müslümanlar için bir şiar
haline getirmiştir.
İhtivâ ettiği manası kâinatın sahibine bağlanmak,
O’nunla ve O’nun hesabına hareket etmek gibi çok
önemli bir hakikati vurgular. O’na itimat eden, O’na
dayanan, O’nunla hareket eden yolda kalır mı?
“Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir
ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin tâ
şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin.
Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyâcâtına karşı

perişan olacaktır. İşte, böyle bir seyahat için, iki adam
sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi,
diğeri mağrur. Mütevazii, bir reisin ismini aldı; mağrur
almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtıu’ttarîke
rast gelse, der: “Ben filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî
def olur, ilişemez. Bir çadıra girse o nam ile hürmet
görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar
çeker ki, tarif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik
ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu.”
Besmelenin fazileti hakkında muteber tefsirlerde nakledilen birçok haber ve nükteler bulunmaktadır. Sıhhat açısından bazıları tartışılmış olsa bile bu makamda
fezâili a’mâl babında zikredilmesi uygun olacağı kanaatindeyim.
“Besmelenin harflerinin (şeddeler sayılmayacak olursa) on dokuz olduğu söylendi. Bunda iki fayda vardır.
İlki: Zebaniler de on dokuz tanedir. Böylece Allahu
Teâla bu on dokuz harfe karşılık, zebanilerin azabını
savuşturur. Diğeri: Allahu Teâlâ gece ve gündüzü yirmi
dört saat olarak yarattı. Sonra beş ayrı saatte beş vakit
namazı farz kıldı. Dolayısıyla besmelenin bu on dokuz
harfi, yirmi dört saatten geriye kalan on dokuz saatte
meydana gelen günahlar için kefaret olmuş oldu.”

“Ariflerden birisi besmeleyi yazdı ve bunun kefenine
konulmasını vasiyet etti. Bunun üzerine ona. “Bundan
ne umuyorsun? Denildi. O da: “Kıyamette şöyle derim:
Allah’ım, Sen bir kitap gönderdin ve başına besmeleyi
koydun. O halde bana, kitabının bu başlığına göre muamele et.
“Bizans Kayseri, Hz. Ömer’e (r.a), devamlı baş ağrısı
olduğunu ve bir ilaç göndermesini yazmıştı. Hz. Ömer
(r.a) bir fes gönderdi. Kayser bu fesi başına koyduğunda baş ağrısı duruyor, çıkarınca başı tekrar ağrımaya
başlıyordu. Bunun üzerine Kayser hayretler içinde fesi
kontrol etmeye başladı. Fesin içinde Besmelenin yazılı
olduğu bir kâğıt buldu.”
“Kadın sufilerin büyüklerinden olan Umretu’l
Fergâniyye’den cünüp ve hayızlı kimsenin besmeleden
değil de, Kur’ân okumaktan menedilmesindeki hikmet
nedir? Diye soruldu.
“Besmele çekmek, dostun ismini anmaktır. Dost ise,
dostunu anmaktan menetmez’ dedi.”
Şimdi besmelenin fazileti hakkında Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’den vârid olan sahih hadisleri
naklediyoruz:

Besmele İle Başlamayan Her İş Köksüzdür, Bereketsizdir, Kalıcı Değildir
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivayet edilen bir hadiste Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Besmele ile başlamayan her iş bereketsizdir, devam etmez, köksüzdür. (Müsned, II/259)
Besmele Öyle Kıymetli Bir Kelimedir ki Murdarı Helal
Hale Getirir
Adiyy ibn Hatim (r.a) Peygamber (sallallahu aleyhi
ve sellem)’e köpek avının hükmünü sordum, şöyle buyurdu:
“Sen öğretilmiş köpeğini salıverdin de o da avı öldürdüğü zaman, sen o avı ye. Köpek avı yediği zaman ise
artık sen o avdan yeme. Çünkü köpek avı ancak kendi
nefsi için tutmuştur”.
Köpeğimi salıveriyorum da onunla beraber başka bir
köpek daha buluyorum? dedim.
Rasûlullah:
“Bu hâlde yeme. Çünkü sen besmeleyi ancak kendi
köpeğinin üzerine çekmiştin, başka köpek üzerine besmele çekmemiştin” buyurdu. (Buhari, Vudu, 33)

Adiyy b. Hâtim bir rivayetinde,
“Ya Rasulullah ben öğretilmiş köpekleri salıyorum
bana (av) tutuyorlar. Üzerine besmelede çekiyorum
dedim.” Bunun üzerine
“Öğretilmiş köpeğini saldığın üzerine besmelede çektiğin vakit ye!” (Müslim, Sayd ve Zebaih, 1)
Bize Ahmed b. Yûnus; şu silsile ile rivayette bulundu:
Züheyr, Esved b. Kays,Yahya b. Yahya, Ebû Hayseme, Esved b. Kays, Cündeb b. Süfyan Cündeb b. Süfyan anlatıyor: Allah’ın Resulü ile birlikte bir kurbanda
beraberdik. Selam vererek namazını tamamladıktan
sonra kurban edilmiş hayvanlar gördü.
Bu kurbanların Peygamber daha namazdayken kesildiği anlaşılıyordu. Efendimiz (bu manzara üzerine):
“Bayram namazını kılmadan veya “biz bayram namazı-
nı kılmadan’ da demiş olabilir kurbanını kesmiş olanlar
kestiği hayvanın yerine bir daha kurban kesmelidir. Namazdan önce kurban kesmeyenler ise haydi Allah’ın
adıyla kurbanlarını kessinler. “Kim kurbanını namazı
kılmazdan -yahut biz namazı kılmazdan önce kesti ise
onun yerine bir başkasını kessin) Kim kesmediyse besmele ile kessin!” buyurdular. (Müslim, Edahi, 1)

Besmele Öyle Kıymetli Bir Kelimedir ki Yemek ve
Meskenin Bereketini Artırır
İbn Mâce’nin bildirdiğine göre, Hişâm b. Ammâr,
Davud b. Rüşd ve Muhammed b. Es Sabbâh dediler ki:
“Bize Velîd b. Müslim anlattı’. İnsanlar:
“Ey Allah’ın Resulü! Biz yemek yiyoruz, fakat doymuyoruz” dediler. (Peygamber Efendimiz de onlara):
“Her halde siz (yemeği) ayrı ayrı yiyorsunuzdur (değil
mi)?” diye sordu. (Onlar da):
“Evet” cevabını verdiler. (Bunun üzerine Hz. Peygamber):
“Yemeği toplu halde yiyiniz ve üzerine besmele çekiniz. (O zaman) Allah o yemeğe bereket verir, (karnınız
doyar)” buyurdular.( İbn Mâce, Et’ime, 17)
Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize
Hişam, Budeyl’den, (O) Abdullah b. Ubeydillah b.
Umeyr’den, (O da) Hz. Aişe’den (naklen) haber verdi
ki;
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından altı kişi ile bir yiyecek yiyordu. Derken bir bedevi
geldi ve onu iki lokmada yiyip (bitirdi). Bunun üzerine

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Bakınız, şayet O, Allah’ın adını ansaydı (besmele
çekseydi, yemek) size yetecekti! Binaenaleyh, biriniz
(bir şey) yediğinde Allah’ın ismini ansın, (besmele çeksin). Şayet Allah’ın ismini anmayı (başında) unutursa;
“Bismillah evvelehu ve ahireh: Başında ve sonunda
Allah’ın adıyla (başlarım!)” desin. (Darimi, Et’ıme, 1)
Bana İshâk b. Mansûr da rivayet etti:
Bize Bavh b. Ubâde haber verdi: Bize İbni Cüreyc rivayet etti: Bana Atâ’ haber verdi ki: Câbir b. Abdillah’ı
şunu söylerken işitmiş.
Resûlüllah (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Gece karanlığı bastığı yahut gecelediğiniz vakit çocuklarınızı (çıkmaktan) men edin. Çünkü Şeytanlar o
zaman dağılır. Gecenin bir kısmı gitti mi onları salın.
Kapıları kapayın ve besmele çekin. Çünkü Şeytan kapalı kapı açamaz. Tulumlarınızı bağlayın ve Besmele
çekin! Kaplarınızı örtün ve besmele çekin! Kaplarınızın
üzerine aykırı bir şey olsun koyun. Kandillerinizi de
söndürün!” buyurdular. (Müslim, Eşribe, 97)

Bize Muhammed b. Müsennâ elAnezî rivayet etti:
Bize Dahhâk (yâni Ebû Asım) İbnü Cüreyc’den rivayet etti: Bana Ebû’zZübeyr, Câbir b. Abdillah’dan naklen haber verdi Câbir, Peygamber (sallallahu aleyhi ve
selem)’i şöyle buyururken işitmiş:
“Bir adam evine gireceği vakit, girerken ve yemek yerken Allah’ı anarsa şeytan (yardımcılarına) sizin için ne
mesken var, ne akşam yemeği! der. Ama evine girerken Allah’ı anmazsa, şeytan: Meskene yetiştiniz, der. O
adam yemeğine başlarken besmele çekmezse, şeytan:
Hem meskene, hem akşam yemeğine yetiştiniz, der.”
(Müslim, Eşribe, 103)
Bana Amru’nNâkıd da rivayet etti: Bize Abdullah b.
Ca’fer ErRakkî rivayet etti. Bize Ubeydullah b. Amr,
Abdülmelik b. Umeyr’den, o da Abdurrahman b. Ebî
Leylâ’dan, o da Enes b. Mâlik’den naklen rivayet etti.
Enes şöyle demiş:
“Ebû Talha, Peygamber (sallallahü aleyhi ve
sellem)’in kendisine has olmak üzere yemek yapmasını
Ümmü Süleym’e emretti. Sonra beni ona gönderdi…”
Ve râvi hadîsi nakletmiştir. Bu hadîste şöyle de demiştir:
“Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) elini koydu ve onun üzerine besmele çekti. Sonra

:
“On kişiye izin ver!” dedi. Ebû Talha da onlara izin
vererek girdiler. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem):
“Yeyin ve besmele çekin!” dedi. Onlar da yediler.
Bunu seksen kişiye yaptı. Bundan sonra Peygamber
(sallallahü aleyhi ve sellem) ile ev sahipleri yediler. Ve
artık bıraktılar.” (Müslim, Eşribe, 143)
Ebû Dâvud’un, İbrahim b. Musa erRâzîelVelîd b.
MüslimVahşî b. HarbBabası Dedesi isnadıyla aktardı-
ğına göre, Vahşî b. Harb’in dedesi anlatıyor:
“Peygamber’in Ashabı (Hz. Peygambere):
“Ey Allah’ın Resulü! Biz (yemek) yiyoruz, fakat doymuyoruz’ dediler. (Peygamber Efendimiz de onlara):
“Her halde siz (yemeği) ayrı ayrı yiyorsunuzdur (değil
mi)?” diye sordu. (Onlar da):
“Evet” cevabını verdiler. (Bunun üzerine Hz. Peygamber):
“Yemeği toplu halde yiyiniz ve üzerine besmele çekiniz. (O zaman) Allah o yemeğe bereket verir, (karnınız
doyar)” buyurdular. ( Ebu Davud, Eti’me, 14)

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: