Bayram Fm

Ailede sevgi ve aşk ( Müslüman Kadının El Kitabı )

Ailede sevgi ve aşk ( Müslüman Kadının El Kitabı )
313 views
25 Haziran 2020 - 15:46

Ailede sevgi ve aşk ( Müslüman Kadının El Kitabı )

AŞK; Cenabı Hakk’ın bir lütfudur.
Allah, aşk ve muhabbet telleriyle mahlûkatı
birbirlerine bağlamış, dünyanın ilmi ezelideki
mukadder olan zamanına kadar nizam ve
intizamla devam ve bekasını, imarını, her cins
canlının üremesini ve devamını bu aşk ve
muhabbet vasıtasıyla sağlamıştır.
Eğer aşk ve muhabbet olmasaydı hiçbir canlı
birbirini sevemez, birbiriyle kaynaşamaz ve yuva
kuramazdı, gene aşk ve muhabbet olmasaydı

şu ağır ve çetin hayat mücadelesi içinde erkek
ve kadın birbirine sevgi bağlamaz, birbirine
kavuşmayı istemez ve daima birbirinden kaçarak,
uzaklaşarak aile yuvası kurmaz ve böylece cemiyetin nizam ve intizamı bozularak devam
etmezdi.
Bu hususta Hz. Allah şöyle buyurmaktadır:
“Nas (insanlar) için nefsin arzu ettiği dünya lezzetlerinden hatunlar ve oğlan evlâdı, altın ve
gümüşten kantarlar dolusu mallar ve binmek
için alâmetlenmiş atlar, koyun, deve ve sığır
hayvanları ekinden nefsin istediği şeyler nâsın
muhabbet etmesi için tezyin Olundu.» (Sûre: Ali
İmran. Âyet: 14)
Yuva, aşk ve muhabbetle kurulur. Muhakkak
ki, evlilik; insanların ideali, büyük aşkıdır. Aşk ve
muhabbet Hz. Adem ve Havva validemizden
başlar ve ilk yuva Cennettir. ;’
Cenâb-ı Hakk Âdem Aleyhisselâmı yarattıktan
sonra ona can verip, Havva validemizi ihsan
etti ve cenneti onlara yuva kıldı. İşte o günden
itibaren kadın ve erkek bu aşkı yaşar durur… Ve
mesut yuvalar bu birlikte kurulur. Hz. Allah bir âyeti

celîlede şöyle buyurmaktadır:
«Ey insanlar, sizi bir tek candan yaratan,
ondan da yine onun zevcesini vücuda getiren
ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türeten
Rabbınıza karşı gelmekten çekinin.» (Nisa sûresi,
âyet: 1)
Diğer bir âyette ise:
«Ey insanlar, muhakkak ki biz sizi bir erkekle bir
dişiden yarattık. Sizi, sırf birbirinizle tanışmanız için
büyük büyük cemiyetlere, küçük küçük kabilelere
ayırdık. Şüphesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz
takvaca en ileride olanınızdır» buyurmuştur
(Hücurat sûresi, âyet: 21)
Görülüyor ki hayat, evlilikle yürür, ferdin, toplulu-
ğun varlığı budur. Bu tabii, fizyolojik bir ihtiyaç,
insanın hissî, ruhî hayal ve hakikatidir.
Kalpler bunu söyler, ruhlar bunu ister, her topluluk
varlığını bununla korur bunu sağlayan yollara
koyulur Onun için:
Evlilik; bir nimeti ilâhiyyedir, sünneti Peygamberidir, huzur ve saadettir, birbirini anlamak, birbirine
inanmaktır, bir gönül bağıdır, maddi ve ruhi

bir yakınlıktır, bir şehvet ticareti değil, bir can
ortaklığıdır, samimî bir sevgiyle bağlanan bir kalp
düğümüdür.
Evlilikte sevgi, yuvanın büyük saadet tılsımıdır.
Evlilikte saadet, sevip, sevişmiş olmaktır.
Yuvada Saadete Nasıl Erişilir?
Aile yuvasında, erkek ve kadın bütün evlilerin
istediği hep saadettir. Yalnız saadeti tek taraflı
anlamak, onu mahvetmektir. Bekâr bir insan,
yalnız kendi saadetini düşünebilir, fakat evli
olan’ kimse ise, kendi saadeti ile birlikte eşini de
düşünmelidir.
Eşler arasında daima eşitlik olmalı, ne kadın
ne de erkek, yalnız diğerinin kendisine uymasını
istememeli, paylaşılan hayat gibi, birbirine
uymakta aynı şekilde paylaşılmalıdır.
İş hayatı; günün birçok saatlerinde eşleri
birbirinden ayırabilir, fakat ondan sonraki vakitlerini
hep birlikte geçirmeli, zevk ve eğlencelerinde
beraber olmalıdır.
Yuvada özlenen saadet, kendiliğinden
meydana gelmez, saadet eşlerin gönül birliğiyle

gösterecekleri dikkat ve ihtimamla gelişir,
meydana gelir bakımsızlık ve ihmal vücudu nasıl
çökertir, hayatiyeti kaybettirirse, yuvada saadete
içli bir alâka ve ihtimam gösterilmezse, o da
söner, hayatiyetini kaybeder.
İşte aile yuvasında karşılıklı bir sevgi, sönmez bir
cazibe ve sonsuz bir alâka saadeti temin eder.
Onun için aile yuvası kuran erkek ve kadın birbirini
sevip, saymalı, birbirini her şeyden değerli ve
üstün tutmalıdır. Yuvada erkek ve kadın birbirinin
anlamalı.
Kalp, ruh ve dilleri aynı heceleri söylemeli,
birbiriyle anlaşmalı, birbirine sonsuz bir inançla
bağlanmalıdır. Çünkü saadet yalnız karşılıklı bir
sevginin bulunduğu yuvada barınır.
Yuvada, erkek ve kadın hep birbiriyle oyalanmalı.
Erkek eşini hiçbir zaman ihmal etmemeli, ona
hep şefkat ve merhametle taşan içli bir sevgi
sunmalıdır. Kadın da kocasını daima çılgın bir
âşık gibi sevip sarmalı, koca, ruhunda bir sevgili
diye yaşamalıdır.
Yuvada: Erkek ve kadın aşk hakkını bilmeli ve

bunu ödemelidir. Bu zevk payı yalnız saadeti
değil yuvanın ismetini de korur.
Yuvada erkek ve kadın birbirinin zevk ve yaşayışına
uymalı. Bilhassa kadının uysal oluşu ona saadet
kapılarını açar. Kadın bir su gibi olmalı, kocasının
hayat kabına döküldüğü zaman bu su kabın
şeklini tamamıyla almalıdır.
Yuvada, erkek ve kadın yalnız kendi zevk ve ihtiraslarına uyarak hareket etmemelidir.
Bu yolda her ikisi hiçlerinden az çok feragat
göstermeli ve bunu isteyerek seve seve
yapmalıdır.
Yuva, hep güler yüz, tatlı söz, nezâket ve incelikle
saadet ve selâmetim, feyz-ü bereketini devam
ettirir.
Aşk, Tatlı Sözlerle Beslenir
Yuvada, erkek ve kadın birbirlerinin fikir ve hislerine hürmet etmeli, maddî ve manevî işlerinde
birbirine yardım etmeli, tevazu ve yumuşaklıkla
muamele etmelidir. Bilhassa kadın evet, peki
demesini öğrenmeli, işine gelmeyen sözü
duymamalı..

Aksilik ile saadet bir arada barınamaz. Kalp
kırmakla nice saadetler yıkılır. İnsan kalbi, her
çeşit bilgi ve ilimden ziyade okşama, güler yüz
ve tatlı dille kazanılır. Tatlılık, mülâyemet, güler yüz
erkeklere yakışır birer hassedir. Kadınlar için ise kafi
bir ihtiyaçtır. Bir erkek hanımına sözünü geçirmek,
istediğini yaptırmak ve sevgisini kazanmak isterse
tatlılıkla, güler yüz ve nezâketle onun kalbini
harekete getirmelidir. Yuvada, erkeğin rüzgârı
esmeli. Kadına tahakküm etmeden hâkim
olduğunu hissettirmeli, kadın da bunu hissettiği
halde evinin hâkimi olmalıdır. Yuvada, erkek ve
kadın daima temiz, süslü ve güzel görünmeli.
Hep evlendikleri gibi birbirlerine karşı hazırlanmalı
ve birbirine kavuşmak, görüşmek isteyen terütâze
iki âşık, iki sevgili gibi olmalı. Bilhassa kadın buna
daha çok itina etmelidir. Yuvada, erkek ve kadın
aralarındaki sevgi ve alâkayı gösteren biraz
kıskançlık olmalıdır. Yalnız bu ölçülü olmalı, aşırı
olmamalıdır. Aşırı kıskançlıklar inanç, sevgi ve
muhabbet bağlarını koparır, saadeti paralar.
Yuvada, erkek ve kadının zevki sevişmek olmalı
sövüşmek olmamalıdır. Yuvada, erkek ve kadın
birbirinin ayıbını yüzüne vurmadan önlemesini

bilmeli. Hisleri yaralamayan hallerde sabırlı, az
çok müsamahakâr olmalıdır. Yuvada kopan
fırtınaları hemen sevgi önlemeli. Daha çok
erkek kabahati yüklenmeli, eşini tatlı dil ve güler
yüzle okşayarak susturmalıdır. Dudakların ateşi
gözyaşlarını kurutur, bir tek buse (öpücük) barış
sağlar.
Yuvada, erkek ve kadın yuvadan uzak
eğlencelere kendini vermemeli, eğlenceyi hep
yuvada aramalı ve birbirinde bulmalı, zevk
hayatları müşterek olmalıdır.
Yuvada, geçim daima ölçülü olmalı, iktisat
ve tasarruf esaslarına riayet ederek, gelirden
daima birazını saklamalı, dosta olsun el avuç
açmamalıdır.
Yuvada, erkek ve kadın yalnız baş başa
yaşamalı.
Neş’e keder, üzüntü hırçınlıklarını kimse görüp
duymamalı, sır ve mahremiyetlerini yalnız
kendileri bilmelidir.
Yuvada, erkek ve kadın, ev ve çocuklarına içten
bağlı olmalı.

Erkek ve kadının birikirine olan sevgisi ikisinin
bir çok hatlarını taşıyan yavrularının karşısında
derinleşir, aydınlaşır.
Yuvanın sevgi ve sızıltılarını bu güzel filizler korur.
Çocuğu olanların olmayanlardan daha mesut
oluşu, bunun kanıtıdır.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.