Bayram Fm

Vesvese ( Şeytan’ın Hileleri )

Vesvese ( Şeytan’ın Hileleri )
180 views
24 Haziran 2020 - 15:56

Kalbe gelen düşüncelerin bir kısmı şeytandandır.
Onları tanımak ve zararını kalpten uzaklaştırmak
için önce Allahu Teâlâ’ya sığınmalı, sonra şu üç
yolla onu defetmeye çalışmalıdır.
1-Şeytanın tuzak, hile ve oyunlarını tanımalıdır.
2-Şeytandan gelen vesvese ve çağrıyı basite
alıp kalbi ona bağlamamalıdır.
3-Kalp ve dil ile Allahu Teâlâ’yı zikretmeye
devam etmelidir. Hiç şüphesiz yüce Allah’ı zikir,
insanı şeytana karşı kuvvetlendirip koruyacak en

güzel gıdadır.
Şeytanın hile ve tuzaklarını tanımaya gelince,
kalbe gelen düşünceleri ve çeşitlerini iyi
tanıdığında hangisinin şeytana ait olduğunu
farkedebilirsin.
Kalbe Gelen Düşünce Çeşitleri
Bil ki, havâtır dediğimiz düşünceler, kulun
kalbinde meydana gelen birtakım etkilerdir.
Bunlar, kalpte birtakım işleri yapmaya veya
terketmeye sebep olur. Bütün bu düşüncelerin
kalpte oluşması Allahu Teâlâ’dandır; çünkü her
şeyin yaratıcısı O’dur. Bu düşünceler temelde
dört kısımdır:
1- Bazı düşünceler vardır ki, başlangıcı itibariyle
onları kalpte Allahu Teâlâ var eder; buna sadece
“hatır (düşünce)” denir.
2- Bazı düşünceler, insanın tabiatına uygun olarak kalpte oluşur. Buna nefisten gelen düşünce
(hevâ) denir.
3- Bazı düşünceler şeytanın çağrısından sonra
meydana gelir, ona nisbet edilir, buna “vesvese”
denir.

4– Bazı düşünceler doğrudan yüce Allah tarafından kalpte yaratılır, buna “ilham” denir.
Başlangıcı itibariyle Allahu Teâlâ’dan gelen
düşünceler bazan hayır, ilâhî bir ikram ve kulu
sorumlu eden bir delil olur. Bu düşünce, bazan kul
için imtihan maksa-adıyla şer olarak da gelebilir.
Yüce Allah tarafından gelen ilham ise ancak
hayırdır, çünkü o, kulu hayra ve doğruya sevk için
gönderilmiştir.
Şeytan tarafından kalbe atılan düşünceye
gelince; o, ancak aldatma yoluyla kötülük getirir.
Çoğu zaman bu düşünce bir tuzak ve istidrâc
olarak hayır şeklinde gelir.
Nefsin hevâsı (kötü arzuları) tarafından kalbe
gelen düşünce, ancak kötülüktür. Bunun içinde
bazan hayırlı olan düşünce de mevcuttur; fakat
bu hayır, gelen düşüncenin kendisinden değil,
kulu daha hayırlı bir işten alıkoymaya yönelik bir
hayırdır.

137
Şeytan’ın Hileleri ve Aldananlar
İşte bunlar, kalbe gelen düşünce çeşitleridir.
Sonra senin, şu üç konuyu bilmeye ihtiyacın
vardır:
Birinci konu: Allah hepsinden razı olsun, âlimler
demişlerdir ki:
“Kalbe gelen düşünceleri tanımak ve iyisini
kötüsünden seçmek istersen; onları şu üç ölçüye
vur ki, düşüncenin hangi türden olduğunu
anlayasın:
1-Kalbine gelen düşünceyi, dinin ölçü ve
hükümlerine arzet; eğer din onun hayırlı olduğunu
söylerse, o hayırlıdır; tersini söylerse o kötüdür.
Gelen düşünce ruhsat veya şüpheli şeylere
giriyorsa, o da kötüdür.
Eğer bu ölçüyle düşünceyi tam tanıyamadıysaan, onu salihlerin gidişatına arzet; şayet
gelen düşünce onların güzel hallerine uyuyorsa
o, hayırlıdır, yoksa kötüdür.
Eğer bu ölçü ile de düşüncenin iç yüzü
anlaşılmadı ise, onu nefsine ve arzularına arzet;
şayet nefis ona tabii meyli ile meylediyorsa, o

kötüdür; ancak nefis ona yüce Allah’ın rahmetini
ümit ederek meylediyorsa, bu düşünce hayırlıdır.
İkinci konu: Kalbe gelen düşüncenin ilk olarak
şeytandan mı, nefisten mi yoksa yüce Allah’tan
mı geldiğini bilmek istersen; onu şu yönleriyle
değerlendir:
1 – Eğer düşünce ısrarlı bir şekilde aynı hal
üzere geliyor ve kalpte sabit duruyorsa, o Allahu
Teâlâ’dan veya nefistendir. Şayet gelen düşünce
kötü, kararsız ve tereddütlü ise, o şeytandandır.
2- Kalbindeki düşünce, yeni yaptığın bir günahın
peşinden oluşmuşsa, o, Allahu Teâlâ’dan olup
senin için önceki günahının bir cezasıdır. Eğer
kötü düşünce bir günahın peşinden gelmeyip
senden kaynaklanıyorsa, o, şeytandandır.
3- Şayet kalbe gelen kötü düşünce zayıflamıyor,
Allahu Teâlâ’nın zikri ile azalmıyor ve sürekli
duruyorsa, o nefsin hevasından (kötü arzusundan)
ileri gelmektedir. Eğer kötü düşünce, yüce Allah’ın
zikri ile azalıyorsa, o şeytandandır.

Üçüncü konu: Hayırlı bir düşüncenin Allahu
Teâlâ’dan mı yoksa melekten mi geldiğini bilmek
istersen, bu konuda şu üç duruma bak:
1- Gelen hayır düşünce, kesin bir hal üzere
geliyorsa, o Allahu Teâlâ’dandır; eğer hayır
düşünce sabit olmayıp kalpte gidip geliyorsa, o
melektendir.
2-Kalbe gelen hayır düşünce, senin bir gayretin
sonucu ve yaptığın taatin peşinden oluşmuşsa,
o Allahu Teâlâ’dandır; değilse melektendir.
3-Kalbe gelen hayır düşünce, temel inanç
esasları ve kalbin bâtınî amelleriyle ilgiliyse,
o Allahu Teâlâ’dandır; eğer temel esasların
dışındaki meseleler ve zahirdeki amellerle ilgiliyse,
o çoğunlukla melektendir. Çünkü ekseri âlimlerin
görüşüne göre melek, kulun iç âlemini bilmeye
imkân bulamaz.
Bazan şeytan tarafından kalbe hayır düşünce
atılır; bu, kulu o hayrın üzerinde yavaş yavaş
kötülüğe yaklaştırmak için olur. Bu durumda
bak; kalbine gelen iş konusunda nefsini nasıl
buluyorsun.

Eğer nefsinde ilâhî haşyet olmadan işe karşı bir
heves varsa, nefsin hiç düşünmeden işte acele
ediyorsa, korku halinden uzak bir halde emniyet
içinde ise, işin sonunu görmeden basîretsiz
bir şekilde içine dalıyorsa, bil ki o düşünce
şeytandandır; ondan sakın. Eğer nefsini bu
saydıklarımızın aksi bir halde buluyorsan, bil ki o
düşünce, Allahu Teâlâ’dan veya melektendir.
Bu konuda derim ki: Aşırı arzu, insanda sevdiği
işe karşı bir heyecan ve hareket meydana
getirir; insan iyice incelemeden ve bir sevap
düşünmeden o işe dalar.
Teennî (yavaş ve ihtiyatlı hareket) etmeye
gelince; bu, övülmüş bir haldir; ancak bazı
durumlarda iyi değildir.
Korkuya gelince; bu, ya ameli tamamlamada,
ya onu hakkı ile yerine getirmede veya Allahu
Teâlâ’nın onu kabul etmesinde olur.
İşin sonunu görmeye gelince; bu, kalbe gelen
düşünceyi iyice araştırıp onun kesin bir şekilde
doğru ve hayır olduğunu tesbit etmektir.
Bir işin, âhirette sevap kazanmak ve ilâhî rahmete
ulaşmak için yapılması da ihtimal dahilindedir.

Senin detaylarını da bilmen gereken bu üç
konu, gizli ilimlerden ve bu işin iç yüzünü ortaya
koyan kıymetli sırlardandır.
Muvaffakiyet (hayırda başarıya ulaşmak) ancak
yüce Allah’ın yardımı ile mümkündür.
Kulunu hidayete ulaştıran O’dur.

Bir Kıssa:
Şeytanın Üzüntüsü
Evliyânın büyüklerinden birisi, hac zamânında
insan kılığına girmiş olan İblis’i Arafat’ta gördü.
Zayıflamış ve benzi solmuş, gözü yaşlı ve kamburu
çıkmış olarak perişan bir haldeydi.Evliyâ olan zât,
İblis’i tanıyıp ona dedi ki:
-Niçin gözün yaşlıdır? kim ağlattı seni?
-Ticâret yapmak fikri olmadan, sırf Allah rızâsı

için hac yapmağa gelenlerin, arzularının Allahü
teâlâ tarafından kabul edilmesinden korktum.
Onun için ağlıyorum.
-Peki seni zayıflatan nedir?
-Hacıları getiren atların inlemeden, kişneyerek
gelmelerine üzüldüm. Halbuki benim yoluma
gidenleri böyle götürselerdi, sevincim çok artardı.
-Pekâlâ,benzini solduran nedir?
-Müslümanların ibâdetlerine devam etmeleri
ve birbirleriyle yardışmalarıdır. Şâyet isyânda
yardımlaşsalardı, sevincim ziyâdeleşirdi.
-Seni çökertip, belini büken nedir?
-Kulların, (Yâ Rabbi! senden son nefeste imân-ı
kâmil ile ölmemi istiyorum) diye yalvarmasıdır.
Halbuki ben onları, kendi işlerini ve ibâdetlerini

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: