Bayram Fm

Şeytan’ın kalbe müdahalesi ( Şeytan’ın Hileleri )

Şeytan’ın kalbe müdahalesi ( Şeytan’ın Hileleri )
53 views
24 Haziran 2020 - 16:00

Şeytan’ın kalbe müdahalesi ( Şeytan’ın Hileleri )

Şeytan Allah-u Teâlâ’nın yarattığı öyle bir
yaratıkdır ki, şerri, kötülüğü vaad eder. Çirkin
(münker) şeyleri emr eder. Nefsi bu gibi işleri
yapmaya davet eder.
İbn-i Mes’ud (r.a.) rivayet eder ki:
Peygamber (s.a.v.) bir mübarek sözünde
“Vesvese de şeytandan gelir ve şerri davet
eder, hakkı tekzib eder ve hayırdan men’eder.
Kalbinde bunu bulan, şeytanın şerrinden Allah’a

sığınsın” buyurdu ve sonra
“Şeytan fâkirlik ile korkutur ve fuhşiyat (kötü işler
ve ameller) ile emr eder” âyetini okumuştur.
(Tirmizi ve Nesei)
İnsan şehvet ve gazaba uyarsa, istekleri vasıtasıyla şeytanın istilâsına uğrar. Kalb şeytana yataklık
yapar. Zira hevâ (istek) şeytanın barınağıdır. Allah
(c.c.) nıuhafaza buyursun. Amin.
İbn-i Mes’ud (r.a.) rivayet eder ki:
Resul-i Ekrem (s.a.v.)
“Sizden her birinizin bir şeytanı vardır. Evet,
benim de şeytanım var, fakat Allah-u Teâlâ bana
yardım etti ve şeytanını müslüman oldu, bana
yalnız iyiliği emr eder” buyurdu. (Müslim)
Nefsi arzulara uyularak dünya sevgisi kalbe
girerse, şeytan vesvese için kendine bir yol
bulmuş olur.

Sübre b. Ebi Fâkih rivayet eder ki:
Resûl-i Ekrem (s.a.v.)
“Şeytan, insanoğlunun çeşitli yollarında oturur.
Önce İslâm yolu üzerinde durur ve (Ananın,
babanın dinini terk edip müslüman mı olmak
istersin?” der. Kandıramayınca hicret yolu üzerine
oturur… sonra cihad yolu üzerine oturur… İnsan
bunu da dinlemez ve mücahedesini yapar.
Kim bu şekilde hareket ederek ölürse, Allah-u
Teâlâ’nın Cennetini hak etmiş olur.” buyururdu.
(Nesei)
Şeytanın hilelerinden biri de şerri-hayır gibi.
kötülüğü-iyilikmiş gibi göstermeye çalışmaktır.
Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerîm’in bir çok yerinde
Şeytan’ın düşmanlığından bizlere haber vermiştir.
“Şüphesiz, şeytan, sizin için büyük bir düşmandır.
Siz de onu düşman tanıyın…” (Fatır Sûresi : 6)
“Ey Âdem oğulları, şeytana tapmayın. O size
apaçık bir düşmandır diye size bildirmedim mi?”

(Yâsin Sûresi : 60)
“Allah’tan korkanlar kendilerine şeytan’dan bir
vesvese iliştiği zaman, düşünürler de derhal
basiretlerine sahip olurlar.” (A’raf Sûresi : 201)
“Eğer şeytandan bir vesvese gelirse hemen
Allah’a sığın…” (A’raf Sûresi : 200)
“Şeytanların kardeşlerine (insanlardan) gelince:
Onları şeytan sapıklığa sürükler ve yakalarını
bırakmazlar.” (A’raf Sûresi : 202)
Resûl-i Ekrem (s.a.v.)
“Yolculukta insan, devesini zayıflattığı gibi,
mü’minde şeytanını zayıflatabilir.” buyurdu.
“Mü’minin şeytanı zayıftır”
“Şeytanını bana “Senin yanına geldiğim zaman
besili hayvanlar gibi idim. Şimdi kuş kadar bile
kalmadım.” dedi. “Neden?” sualime: “Zikrullah
ile beni erittin” dedi.”

Şunu bilin ki, kalb bir kale, şeytan da kaleye
girmek isteyen bir düşman gibidir.
Kalbi şeytanın vesveselerinden korumak borç ve
herkese “farz-ı ayn”dır. Şehvet ve gazap şeytanın
giriş yollarıdır.
Câhil sofu, şeytanın maskarasıdır. İşsize (boş
gezene) şeytan iş bulur. İnsan şeytan gibidir,
fakat insana benzer şeytan yoktur.
Boş karın şeytanın zindanıdır. Çünkü ekmek derdi
onun hîlesine, düzenine manidir.
Şeytan’ın Kalbe Giriş Yolları şunlardır:
1) Şerri – hayır gibi göstermek,
2) Kötülüğü – iyilik gibi göstermek,
3) Haramı – helâl gibi göstermek,
4) Mekruh’u – mübah gibi göstermek,
5) Şehvet ve Gazaplı anlarında insanları
aldatmak,
6) Hased ve hırs: Kul bir şeye haris oldumu artık
hakkı görmekten kör ve hakikatı duymaktan sağır
olur.

7) Helâl bile olsa – doyasıya fazla yemektir. Zira
insan fazla yeyince şehveti artan. Şehvet ise
şeytan’ın silahıdır.
8) Dünya süsüne tama’ etmek, arzu duymak.
Öyle ki âdeta tama’ ettiği şey onun ma’budu
olur,
9) Âdem oğluna işlerinde acelecilik ettiği
zamanlarda ona vesvese vermek.
Resûl-i Ekrem “Acele şeytandan teenni ise
Allah’tandır.” buyurdu. Sehl b. Sa’d (Tirmizi)
10) Cimrilik ve yoksulluk korkusu vermek,
11) Mezhep taassubu ile hasımlara kin tutmak,
onları küçümsemek ve hakaretle bakmaktır.
Bir imâmın mezhebinden olduğunu iddia
edip onun ahlâkı ile ahlâklanmayanın kıyamet
gününde hasmı o imamdır.
12) Allah (c.c.) ın zat ve sıfatları hakkında
akıllarının almadığı meselelerde düşünceye sevk
edip, şüpheye düşürmek. Dinini zayıflatmak,
13) Şeytanın kalbe giriş kapılarından biride sû’i
zan (kötü zan) dır.

Denildi ki: Velilerden biri şeytan’a
– Âdemoğluna nasıl galip olur onu saptırırsın,
diye sorar. Şeytan cevaben.
– Kızdığı, hevâ-i nefsinin galeyana geldiği
zaman. Zira keyfi oldumu kalbine, kızdığı zaman
başına (aklına) girerim.
Resul-i Ekrem
“Bir şey’i (çok) sevmen, seni ktir ve sağır ederıı
buyurmuştur.
Sevdiğimiz şeye dikkat edelim. Şeytana değil,
Allah (c.c.) a sevgi ile (şeytana karşı) kör ve sağır
olalım.
Şeytanın en büyük oyunu, müslümana günahını
göstermemek ve tevbe ettirmemektir. Şu iki
haslet şeytanı çok kızdırır! Şeytanın vesveselerine
aldırmamak, Allah (c.c.) ın zatı hakkında tefekkürü
terketmek. (Şakik-i Belhi)
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurur.
“İblis yeryüzüne indiği zaman Allah-u Teâlâ’ya:

– Yâ Rab, beni kovdun ve yeryüzüne gönderdin.
O halde bana bir mesken ver, dedi.
Allah-u Teâlâ:
– Meskenin hamamdır buyurdu.
– Bana oturacağım bir toplantı yeri ver.
– Toplantı yerin sokak başları ile çarşı ve
pazarlardır.
– Bana yemek ver.
– Yemeğin, Besmelesiz yenen yemeklerdir.
– Bana içecek ver.
– Keyif veren her içki senin içeceğindir.
– Bana bir dellâl ver.
– Bütün çalgılar senin dellâlindir.
– Bana okunacak bir şey ver.
– Şiirler senin okuyacağın şeylerdir.
– Benim de hadisim, sözlerim olsun.
– Senin sözlerinde yalanlardır.
– Bana av âletleri ve tuzaklar ver.
– Senin tuzakların kadınlardır,

Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:
Resûl-i Ekrem (s.a.v.)
“Şeytan birinize gider hulûl eder ve vesvese yolu
ile:
– Seni kim yarattı, diye sorar. Adam:
Şeytan ise ona:
– Allah (c.c.) yarattı, diye cevap verir.
– Ya Allah (c.c.) ı kim yarattı? der. Sizde biriniz
böyle bir suâl ile karşılaşınca, Allah ve Resulüne
imân ettim, desin, Zira bu, o vesveseyi giderir”
buyurdu. (Buhari, Müslim)
Bilmiş ol ki kalbi korumanın çaresi şeytanın giriş
yollarını bilmek, bu huylardan temizlemek Allah’ı
anmak. Bu onu kalbe uğramaktan alıkor. Zira
gerçek zikir, ancak kalbi takvâ ile tamir ettikten ve
kalbi kötü sıfatlardan temizledikten sonra kalbde
yerleşir ve ulaşılmaz bir kal’a olur.
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor.
Bir gün bir mü’minin şeytânı ile bir kâfirin, şeytânı
karşılaşırlar. Kâfirin şeytânı yağ’lı, semiz, parlak

ve temizdir. Mü’minin şeytânı ise zayıf, pis, kirli ve
çıplaktır.
Kâfirin şeytânı, mü’minin şeytânına;
“Bu ne hâl?” diye sorar. Mü’minin şeytânı ise;
“Ne yapayım, bir adama düştüm ki adam
yiyeceği zaman besmele okur, ben aç
kalırım, içeceği zaman besmele okur, susuz
kalırım. Giyinirken besmele okur, çıplak kalırım.
Temizlendiği zaman besmele ile temizlenir, pis
kalırım. dedi.
Kâfirin şeytânı ise:
“Ben de öyle birine düştüm ki hiç besmele
okumaz. Ben de onun yiyeceğine, içeceğine
giyeceğine yani herşeyine ortak olurum,” dedi.
Muhammed b. Vasi her sabah namazının
hemen ardından şöyle dua ederdi:
“Allah’ım, sen bize bir düşman musallat ettin ki, o
ve mahiyeti bizi ve kusurlarımızı görür, fakat biz onu
göremeyiz. Allah’ım onu rahmetinden mahrum
ettiğin gibi bizden de mahrum et; afvından
ümidini kestirdiğin gibi, bizden de ümidini kestir,

rahmetinle onun arasını uzaklaştırdığın gibi,
bizimle de onun arasını uzaklaştır. Zira muhakkak
ki, senin gücün her şeye yeter, sen her şeye
kaadirsin.”
“…Vesvese ilka edip, Allah’ (c.c.) ın zikrinden
kaçan şeytanın şerrinden, narın Rabbi olan Allah
(c.c.) a sığınırım..” (Nas Sûresi)
Abdulkadir Geylâni dedi ki :
“Hennas ademoğullarının kalbine musallat
olan domuz suretinde bir şeytandır” demektedir.
(Günyetüttalibin)
Bu şeytandan kurtulmanın çaresi Allah-u Teâlâ’yı
çok çok zikretmektir. Mezkûr ayetin karşılığını teşkil
eden Hadis-i Şerifte;
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz :
“Şeytan ademoğullarının kalbi üzerine yayılıp
onu yutar. Ta ki zikrullaha devam etmeye
başlandığında kaçar. Zikir unutulduğu zaman
tekrar kalbe yerleşmek ister. Ta ki bu hal. Zikrullahın
nurû ile kalb nurlanıp mutmain oluncaya kadar
devam eder.”

Yüce Allah (c.c.)
“…Agâh olunuz ki Allah’ (c.c.) ın zikriyle kalbler
mutmain olur…” (Rad Suresi) müjdesini bizlere
bildirmiştir. Anlayan kullardan eylesin Rabbim
bizleri. Amin.
Büyüklerden biri şeytana dedi ki :
-Senin gibi mel’un olmak istiyorum, ne yapmam
lâzım.
Şeytan sevindi o zat’a cevap verdi :
– Benim gibi olmak istersen, namaza ehemmiyet
verme.
Ömer b. Abdülaziz (r.a.) dedi ki :
-Açıktan iblis’e la’net edipde, gizlide ona itaat
edenlerden olma. Allah’ı unuttuğun an yoldaşın
şeytan olur.

Bir Kıssa:
Şeytan ve Su

Allah dostlarından Ebû Zekeriyya hasta
Yakın
döşeğinde ölümle pençeleşiyordu.

dostlarından biri kendisen
“Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah!
(Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun
kulu ve elçisidir.)” sözlerini telkin etmek istedi. Bir
etti, iki etti, üç etti.
Ebu Zekerriya her defasında söylemeyi
reddediyordu.

Bu durum karşısında yakın dostu Ebu Zekerriya’nın
son nefesinde imansız gideceğinden korktu ve
endişeye kapılmıştı. Bütün bir ömrünü Allah’a
ibadet ve taat etmekle geçiren böylesine
bir kimsenin şimdi hasta döşeğinde ölüm ile
pençeleşirken Kelime-i Tevhid getirmemesine
bir mana veremiyordu. Şeytanın bir kandırışına
mı yenilmişti yoksa? Veyahut da yüce Allah’ın
tecellisi karşında mı idi?
Bir müddet kafası bu düşünceler içinde
çalkalanan dost baktı ki Ebu Zekerriya sanki
kafasında resmi geçit yapan düşünceleri
okuyormuş gibi bir aralık gözlerini açarak,
“Bana bir şey mi dediniz?” diye sordu. Orada
bulunanlar.
“Evet, üç defa şehadet getirmeni söyledik,
her defasında reddettin. O yüzden büyük bir
endişeye düştük.” diye cevap verdiler.
Bunun üzerine Ebu Zekerriya şu olayı anlatmaya
başladı:
“Lanetlik şeytan elinde su bardağı ile gelmişti:
Sağ yanıma dikilmiş elinde suyu göstererek
“içecek misin?” diye soruyordu. Karşılığında

ise, “İsa, Allah’ın oğludur” dememi istiyordu.
Reddettim. Sonra sol yanıma geçip dikildi.
Yine aynı hareketleri tekrarlayarak “İsa, Allah’ın
oğludur” cümlesini söylememi istedi. Yine
reddettim. Üçüncü olarak “La ilahe (Allah yoktur)”
diye söyledi, yine reddettim. Böylece her çareye
başvurarak tam manasıyla yoklamasını yapıp
da müspet bir netice alamayınca elindeki suyla
dolu bardağı yere çarptı ve sıvışıp gitti. İşte
gerçekte ben sizi değil, onu reddediyordum.”


Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.