Bayram Fm

Münafıklık ( Şeytan’ın Hileleri )

Münafıklık ( Şeytan’ın Hileleri )
61 views
24 Haziran 2020 - 16:28

Münafıklık ( Şeytan’ın Hileleri )

Münafık kelimesi, nifak, fitne çıkaran anlamına
gelir. Münafıklar, mümin olmadıkları halde,
müminlerin güç ve imkanlarından yararlanmak
amacıyla kendilerini mümin gibi göstermeye
ve mümin topluluğu içinde barınmaya çalışan
kimselerdir.
Kalplerinde hastalık bulunan bu kimseler
umduklarını bulamayınca ya da müminlerin
başına bir sıkıntı ya da zorluk geldiğinde, hemen
onlardan ayrılır ve gerçek yüzlerini gösterirler.
Müminlerden ayrıldıktan sonra ya da ayrılırken,
müminlere zarar vermeye, onlar arasındaki birliği

bozmaya gayret ederler. Dahası bu amaçlarını
gerçekleştirmek için inkarcılarla işbirliği yaparlar.
Kuran’ın birçok ayetinde münafıkların karakterleri
ve davranış biçimleri ayrıntılı bir şekilde ele alınır
ve müminler bu kimselere karşı uyarılırlar. Bu
ayetlerde üzerinde durulan noktalardan biri
de, şeytanla münafıklar arasındaki yakınlıktır.
Bu yüzden şeytanın birçok özelliği münafıklar
üzerinde tecelli eder. Bir ayette münafıkların
şeytan tarafından tamamen kuşatıldıklarından
ve onun fırkası haline geldiklerinden bahsedilir:
“Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara
Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın
fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası,
hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadele
Suresi, 19)
İşte bu yüzden, şeytanın karakteri incelendiğinde
münafıkların birçok özelliği görülür. Münafıklar,
şeytan gibi tutarsız ve çelişkili ifadeler kullanır,
anormal davranışlarda bulunurlar. Aralarındaki
en önemli benzerlik üstünlük kompleksidir.
Bilindiği gibi şeytan da, Hz. Adem’e secde
etmeyi “kendini üstün görme” hastalığı yüzünden
reddeder. Şeytanın bu küstahlığı Sad Suresi’nde

şöyle bildirilir:
Meleklerin hepsi topluca secde etti; yalnız İblis
hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu.
(Allah) Dedi ki:
“Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde
etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa
yüksekte olanlardan mı oldun?” Dedi ki:
“Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten
yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (Sad Suresi,
73-76)
Bu kibir başka ayetlerde de vurgulanır. Örneğin
şeytanın Hz. Adem’e secde etmeyi kendisine
yakıştıramadığı,
“Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde
eder miyim…” (İsra Suresi, 61) ifadesinden
anlaşılır. Bir başka ayette geçen,
“Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir
balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var
değilim…” (Hicr Suresi, 33) ifadesi, şeytanın kibirini
daha açık gösterir.
Ayetlerdeki ifadelere dikkat edilirse, şeytan
Allah’ın varlığından ve O’nun kendisinin yaratıcısı

olduğundan emindir. Allah’tan korkar ancak kibri
yüzünden O’na itaat etmez.
Daha önce de belirtildiği gibi, bütün bu bilgisine
rağmen, büyüklük hırsı yapması, basit bir fiziksel
fark yüzünden kendisini insandan üstün görmesi,
insana verilen makamı kıskanması, bu hırsla ona
secde etmek istememesi ve böylece Allah’ın
emrine karşı gelmesi onu yaratılmışların en kötüsü
durumuna sokar.
Bu son derece saçma, küstah ve nankör bir
mantıktır. İşte bu mantık münafıklar üzerinde
de çok belirgin bir şekilde görülür. Tıpkı şeytan
gibi münafıklar da kendilerini “üstün”, “farklı” ve
“seçkin” görürler. Örneğin Bakara Suresi’nin 13.
ayetinde bildirilen münafıklar, diğer insanların
iman ettiği gibi iman etmeye çağırıldıklarında,
samimi müminleri “düşük akıllı” olarak nitelendirip,
onlarla aynı konumda olmayı reddetmişlerdir. Bu
konu ile ilgili ayet şöyledir:
“Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi
siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların
iman ettiği gibi mi iman ede-lim?” derler. Bilin
ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama
bilmezler. (Bakara Suresi, 13)

Münafıklar iman etmedikleri için vicdanlarını
bu şekilde rahatlatmaya çalışırlar. Kendilerinin
üstün olduğu, müminlerin aşağı olduğunu
öne sürerek ve buna kendilerini inandırarak,
aslında müminlerin uydukları yola tabi olmayı
reddederler. İnsanları “düşük akıllı” olarak
nitelendirmelerinin esas nedeni amaçlarının;
“insanların iman ettiği gibi iman” etmemek, yani
elçiye teslim olmamak olmasıdır.
Oysa dünyada da ahirette de üstünlük Allah’a,
Resulüne ve müminlere aittir. Kuran’da
“… izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah’ın, O’nun
Resulü’nün ve mü’minlerindir. Ancak münafıklar
bilmiyorlar” (Münafikun Suresi, 8) ayetiyle bu
gerçek haber verilir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.