Bayram Fm

Hz. Eyüb Peygamberin Sabrı ( Şeytan’ın Hileleri )

Hz. Eyüb Peygamberin Sabrı ( Şeytan’ın Hileleri )
113 views
24 Haziran 2020 - 16:10

Hz. Eyüb Peygamberin Sabrı ( Şeytan’ın Hileleri )

yetimlere bol
bol dağıtır, oradan gelip geçen bütün insanları
misafir (konuk) olarak ağırlar, onlara yedirir, içirirdi.

Malı gün geçtikçe çoğalıyor, o da gün geçtikçe
daha çok hayırsever biri oluyordu. Malın mülkün
Allah vergisi olduğunu, onların bir gün hesabını
vereceğini aklından çıkarmaz, dilinden şükrünü,
malından sadakasını eksik etmezdi.
Bir insan hem varlıklı hem ahlaklı olunca, onu
çekemeyenler de elbette olacaktı. Bazıları şöyle
diyordu:
“İnsan bu kadar varlıklı olduktan sonra elbette
herkese dağıtır. “
Oysa Allah, kulu Hz. Eyüp’ün (a.s.) samimiyetini
ve Hakk’a bağlılığını biliyordu. Bunu diğer
insanlara da göstermek istedi. Hem böylece
Eyüp gelmiş geçmiş herkese sabrın simgesi
olacaktı.Hz. Eyüp’ün (a.s.) tıkır tıkır giden işleri
ilk kez hayvanlarının peş peşe hastalanmaya
başlamasıyla bozuldu. Kısa süre içinde koca
sürüden bir tek sıska inek, bir tek kara keçi
kalmadı; hepsi telef oldu. İnsanlar Hz. Eyüp’ün
(a.s.) bu duruma ne diyeceğini merak ediyor;
ağzını yoklayarak:
“Nedir bu başına gelenler! ” diyor ah vah
ediyorlardı. Eyüp peygamber yüksek ahlakından

ödün vermeksizin:
“Allah verdi. Allah aldı. Her şey O’nun değil mi?”
diyordu.
Eyüp Peygamber (a.s.) hayvanlarını kaybetti
ama sabrını ve metanetini kaybetmedi.
Eyüp Peygamber (a.s.) bir gün dışarıda işleriyle
meşgul iken acı bir haber aldı. Ani bir sarsıntıyla
evleri yıkılmış, tüm çocukları göçük altında
kalmıştı. Yıkıntıdan sağ kurtulan yalnızca karısıydı.
Hz. Eyüp’ün (a.s.) gözleri evlat acısından
kanlı yaşlarla doldu; ama “sabır” dedi. Eyüp
Peygamber çocuklarını kaybetti ama sabrını ve
metanetini kaybetmedi.Belalar henüz bitmemişti.
Hz. Eyüp’ün (a.s.) vücudunda yaralar çıkmaya
başladı. Küçük küçük çıbanlar, gün geçtikçe
büyüdü; bütün vücuduna yayıldı. Eyüp
Peygamber (a.s.) hekimlere gitti, ilaçlar kullandı
ama nafile.Yaralar iyileşeceğine azıyordu.
Eyüp Peygamber’in (a.s.) hastalığı arttı. Artık
çalışamadığı için elde avuçta ne varsa hepsini
tüketti. Karısı ona bakıyor, evi geçindirmeye
çalışıyordu. Eyüp Peygamber’in yaraları çok
fenalaştı. Hastalığının bulaşıcı olması ihtimaline

Karşı kimse onun yanına yaklaşmak istemiyordu.
Eyüp Peygamber (a.s.) yapayalnız kalmıştı. Acı
ve ıstıraplar içindeydi. Allah’a dua etmeye ve
O’ndan sabır istemeye devam etti. Ama artık
bırakın vücudunu hareket ettirmeyi, dudaklarını
kıpırdatacak takati kalmamıştı. Bir insanın başına
gelebilecek her türlü felaket ve müsibet, onun
başına gelmişti ve o, tıpkı sağlıklı ve varlıklı
günlerinde olduğu gibi Allah’tan uzaklaşmamış,
O’na olan bağlılığını ve güvenini kaybetmemişti.
Hz. Eyüp (a.s.) imtihanını başarıyla geçmiş ve
insanlara örnek bir kul olmuştu.Eyüp Peygamber
(a.s.) sağlığını kaybetti ama sabrını ve metanetini
kaybetmedi. Hastalığının şiddetlendiği bir anda:
“Ey Rabbim!” diye dua etti. Halim sana
malumdur. Adını anamayacak kadar hastayım!
Ey Şifa Veren! Şifana muhtacım.”
Yüce Allah (c.c.) kulundan hoşnuttu. Eyüp
Peygamberin (a.s.) makamını, katında daha da
yüceltti. Ona:
“Ayağını yere vur” diye vahyetti.
Eyüp Peygamber (a.s.) güçlükle ayağını kaldırıp
indirdi. Ayağını indirdiği yerden berrak bir su

kaynamaya başladı. Eyüp Peygamber (a.s.) o
suyla yaralarını temizledi. Yaraları kısa sürede
kuruyup kayboldu; sudan doyasıya içti, içindeki
dertler şifa buldu.
Hz. Eyüp (a.s.), hastalanmadan önceki sağlığına
tez zamanda kavuştu. Sağlığını kazanan Hz.
Eyüp (a.s.) servetini de yeniden kazandı. Böylece
o, refah ve sağlık içindeyken Allah’ı unutmadığı
gibi, yoksul ve hastalıktayken de O’na küsmedi,
isyan etmedi.
İnsanın başına gelenlere karşı sabırlı olması bir
müslüman çok önemli bir özelliğidir. Hz. Eyüp
(a.s.) kendisine çok sıkıntı veren bir hastalıkla
denenmiştir. Ama Eyüp Peygamber (a.s.)
hastalığının geçmesi için sadece Allah’tan
yardım istemiş ve O’na güvenmiştir. Allah onun
duası üzerine hastalığının nasıl iyileşeceğini
kendisine bildirmiştir.
Böylece Eyüp aleyhisselam, Allah’ın sadık ve
sabırlı bir kulu olarak tarihe geçti.
Bazı insanlar, hastalık, acı, sıkıntı gibi zorluklarla
karşılaştıkları zaman hemen ümitsizliğe kapılırlar.

Bazıları ise isyankar bir tavır içine girerler. Oysa
bunlar çok yanlış düşüncelerdir. Hz. Eyüp (a.s.)
örneği de bize göstermektedir ki, Allah en üstün
kullarına bile çeşitli dertler ve sıkıntılar verebilir.
Bundaki amaç, insanın olgunluğunu artırmak ve
Allah’a olan bağlılığını sınamaktadır.
Biz de başımıza gelen her sıkıntı karşısında Allah’a
dua etmeli ve O’na güvenmeliyiz. Hz. Eyüp
(a.s.) gibi sabreden ve daima Allah’a yönelip
dönen insanlar olmalıyız. O zaman Allah hem
dertlerimizi giderir, hem de yaşadığımız sıkıntılara
karşılık olarak dünyada ve ahirette bize büyük
mükafat verir

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: