Bayram Fm

ALLAH’IN (C.C.) RAHMETİ

ALLAH’IN (C.C.) RAHMETİ
116 views
10 Haziran 2020 - 17:38

ALLAH’IN (C.C.) RAHMETİ


Cenâb-ı Hakk bütün varlıklara karşı çok şefkatli ve merhametlidir. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmakta, her varlığa ulaşmaktadır. Allah Tealâ’nın rahmeti, mağfireti ve
bağışlaması olmasa yeryüzünde huzur ve düzen olmaz,
yaşamanın bir anlamı, tadı kalmazdı. Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Fazl-u kereminden istifade ve İçinde istirahat edesiniz
diye sizin için geceyi ve gündüzü yaratması O’nun rahmetindendir.”
İnsanlar, hayvanlar ve kuşlar O’nun şefkat ve merhametiyle hayatını devam ettirir. Dağlar, taşlar, ağaçlar ve
bitkiler O’nun rahmetiyle ayakta durur.
Güneş, ay ve yıldızlar, gezegenler hep O’nun rahmetiyle birbirine çarpmadan görev yaparlar. Irmaklar, denizler ve okyanuslar O’nun rahmetiyle akar ve coşarlar.
Gemiler O’nun izni ve kullarına olan merhametiyle yüzer
ve yol alır. Cenâb-ı Hakk şöyle buyuruyor:
“İstersek onları denizde boğarız da o takdirde kendilerine ne bir yardımcı bulunur ne de onlar kurtarılırlar. Kurtuluş ancak bizim rahmetimizle ve bir kazanç olarak belli
zamana kadardır.”
Öyleyse Allah Tealâ’nın rahmetini kazanmaya çalış-
mak, O’nun rahmet ve mağfiretini celbedecek davranışlarda bulunmak gerekir. Rahmeti bol olan Rabbimiz
hiç bir insanın sıkıntıya düşmesini istemez. O kullarına karşı

çok merhametlidir.
Hz. Ömer’in oğlu Abdullah anlatır:
“Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte sava-
şa gidiyorduk. Bir köye uğradık. Allah Resulü:
“Bunlar kim acaba?” Diye sordu. Köylüler: “Bizler Müslü-
manlarız.” dediler:
Biraz ötede bir kadın ekmek pişirmek için tandırını yakıyordu. Yanında çocuğu da vardı. O sırada tandırdan
alevler yükseldi. Kadın hemen çocuğu kenara çekti.
Daha sonra Nebî (Sallalâhu Aleyhi ve Sellem)’in yanına
gelerek:
“Sen Allah’ın Peygamberi misin?”diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Evet” dedi. Kadın:
“Peki! Allah merhametlilerin en merhametlisidir değil
mi?” diye sordu. Resulü Ekrem (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem):
“Evet” buyurdu. Kadın:
“Allah kullarına, annenin çocuğuna olan merhametinden daha merhametlidir, değil mi?” dedi. Peygamberimiz:
“Evet” dedi. Kadın:
“Ama bir anne çocuğunu asla ateşe atmaz.” deyince
Resûlullah’ın gözleri doldu. Başını kaldırarak buyurdu ki:

“Şüphesiz Allah kullarına azap etmez. Ancak inanmamakta direnen, Allah’a karşı isyan eden ve lailahe illallah
demeye bir türlü yanaşmayana azap eder.”
Cenâb-ı Hakk elbette merhametlidir. Bütün mahlûkata
karşı çok şefkatlidir. Günahları bağışlar. Affetmeyi ister.
Ancak bazı kullarına karşı da azabı çok çetindir. Hak ve
hakikat bütün açıklığıyla ortada iken, Kâinat Allah’ın varlı-
ğını ve birliğini her yönüyle sergilerken, Allah’a şirk koşan,
O’na karşı gelen tabi ki gazaba uğrar. Rahmetten nasibini alamaz.
İnsan bir kere düşünmelidir. Nefes alıp vermesi, kendisine bedava verilen gözlerle dünyayı seyretmesi,
kulaklarla işitmesi, sıhhat içerisinde yemesi içmesi, temiz
havadan, sudan istifade etmesi Allah’ın rahmetinin bir
tecellisi değil midir? O bunları kısıtlayabilir. Azaltabilir. Hiç
vermeyebilirdi.
Akıl ne büyük bir nimet. Aklımızın olmadığını yahut kıt
akıllı olabileceğimizi bir düşünün. Halimiz ne olurdu o zaman?
Güneşe bir bakın! Nasıl da kendine çizilmiş olan yö-
rüngesinde görevini yapıyor. Eğer biraz aşağıda olsaydı
her şey yanar kavrulur, biraz yukarda olsaydı soğuktan
donardı. Mevlâ’mız ne de güzel yerli yerince ayarlamış.
Rahmetini esirgememiş. Bunlar sadece basit bir kaç misal. Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Size istediğiniz şeylerin hepsini verdi. Allah’ın nimetlerini
sayacak olsanız onları sayamazsınız. Şüphesiz insan çok
zalim ve çok nankördür.”

İnsan bu nimetlerin kadrini kıymetini iyi bilip, şükreden,
itaat eden, teslim olan biri olmalıdır. Rahmetinden istifade etmesini bilmelidir.
“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.” Buyuran Rabbimizin
bu engin rahmetinden dışlanan kendine yazık eder. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Allah mahlûkatı yaratınca arşın üstünde, yanında bulunan kitaba: «Rahmetim gazabımı kuşatmıştır» diye yazdı.”
İşledikleri günahlar sebebiyle nice insanlar karamsarlığa düşer. Oysa işte Allah’ın rahmet ve mağfireti ortada.
Önemli olan günahlardan uzaklaşıp, tövbe ve istiğfarda
bulunarak, O’nun rahmet ve mağfiretine nail olabilmektir. Cenâb-ı Hakk şöyle buyuruyor:
“Ey günah işlemekle nefislerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah
bütün günahları bağışlar. O Gafur ve Rahimdir.”
Rabbimizin rahmetinden esinlenerek bizler de merhamet ve şefkat duygularıyla donanmalı, başkalarına
karşı sevgi ve hoşgörülü olmalıyız.
Allah’ın rahmetine yönelelim. Rahmetinin içine girelim.
O’na sığınalım. Hareket ve davranışlarımız buna göre olsun. O’nun rahmetinden istifade edenlere ne mutlu.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.